Küresel Isınmanın Etkileri: Rekor Sıcaklıklar ve Kuraklık Tehlikesi
Avrupa Birliği’ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, Aralık 2024-Şubat 2025 dönemi, kayıtlara geçen en sıcak ikinci kış olarak tarihe geçti. Bu dönemde küresel ortalama sıcaklık, 1991-2020 ortalamasının 0,71 derece üzerinde ölçüldü. Bu değer, rekorun kırıldığı geçen kıştan sadece 0,05 derece daha düşük kaldı. İklim bilimciler, bu durumun küresel ısınmanın etkilerini açıkça gösterdiğini belirtiyor.
Küresel Sıcaklık Artışı ve Sonuçları
2024 yılı, küresel ortalama sıcaklıklar açısından sanayi öncesi döneme kıyasla en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Prof. Dr. Murat Türkeş, 2024’ün 11 ayında ve yılın 365 gününün %75’inde sıcaklıkların sanayi öncesi dönemin 1,5 derece üzerinde seyrettiğini ifade etti. Türkeş, “2024, olağanüstü yüksek hava sıcaklıklarına sahne oldu” dedi.
İklim değişikliğinin etkileri sadece sıcaklık artışıyla sınırlı değil. Türkiye’de de kış mevsimi normallerine göre 0 ila 2,5 derece daha sıcak geçti. Bu durum, özellikle tarımsal ve hidrolojik kuraklık riskini artırıyor. Türkeş, “Çok büyük bir olasılıkla yeni bir kurak dönemin içindeyiz” uyarısında bulundu.
Su Kaynaklarının Dikkatli Kullanımı Çağrısı
Küresel ısınmanın etkileri, su kaynakları üzerinde de ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkeş, özellikle Türkiye’nin kuzeydoğusu ve Doğu Karadeniz dışındaki bölgelerde normallerinden daha kurak koşulların etkili olabileceğini belirtti. Bu durum, tarımsal üretim ve içme suyu temini açısından büyük riskler taşıyor.
- Küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönemin 1,5 derece üzerinde seyrediyor.
- 2024 yılı, en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti.
- Türkiye’de kış mevsimi normallerinden 0 ila 2,5 derece daha sıcak geçti.
- Hidrolojik ve tarımsal kuraklık riski artıyor.
Prof. Dr. Murat Türkeş, su kaynaklarının çok dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayarak, “İlerleyen dönemlerde kuraklık etkileri daha da artabilir. Bu nedenle su yönetimi stratejileri acilen gözden geçirilmeli” dedi. Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele, gelecek nesiller için hayati önem taşıyor.