Gazeteci Murat Yetkin'in Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı (TEPAV) verilerine dayanarak yaptığı açıklamalar gündeme bomba gibi düştü. Yetkin, Türkiye'nin hukuk devleti endeksinde Abdülhamid'in "istibdat rejimi" olarak eleştirilen dönemine kadar gerilediğini iddia etti. Peki, bu çarpıcı iddia ne anlama geliyor?
## Hukukun Üstünlüğü Endeksinde Alarm Zilleri mi Çalıyor?
Murat Yetkin, TEPAV'ın 1900-2023 yılları arasındaki Türkiye'nin Hukukun Üstünlüğü endeksini değerlendirerek şu önemli tespitlerde bulundu:
"15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi, bastırılması ve sonrasında ülkenin Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetilmeye başlamasından itibaren ise keskin bir düşüş görülüyor. Bu keskin düşüş 2020’de Türkiye 120 yıl önce, Abdülhamid’in 'istibdat rejimi' diye eleştirilen düzeyine dek düşerek orada durmuş. Hala da toparlanabilmiş değil."
Bu sözler, Türkiye'de hukukun üstünlüğü ilkesinin ciddi şekilde zedelendiği ve ülkenin otoriterleşme eğiliminde olduğu yönündeki endişeleri artırıyor.
## İstibdat Dönemi ve Hukukun Askıya Alınması İddiası
Peki, Abdülhamid'in istibdat dönemi ne anlama geliyor? Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu'nda siyasi baskının arttığı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ve muhalefetin susturulduğu bir dönem olarak biliniyor. Murat Yetkin'in bu döneme atıfta bulunması, Türkiye'de de benzer bir durumun yaşandığına işaret ediyor.
* Siyasi baskı
* İfade özgürlüğü kısıtlamaları
* Muhalefetin susturulması
Bu iddialar, Türkiye'deki hukuk sisteminin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Hukukun üstünlüğünün zedelenmesi, sadece bireysel özgürlükleri değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı ve toplumsal huzuru da olumsuz etkileyebilir.
Türkiye'nin hukuk devleti olma vasfını yeniden kazanması ve hukukun üstünlüğü ilkesini hayata geçirmesi için acil adımlar atılması gerekiyor. Aksi takdirde, bu durum ülkenin uluslararası arenadaki itibarını zedeleyebilir ve yatırımcı güvenini azaltabilir. Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede, adalet ve eşitlikten bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle, tüm kurumların ve bireylerin hukukun üstünlüğünü koruma ve geliştirme sorumluluğu taşıdığı unutulmamalıdır.
