04 Nisan 2025 Cuma

Eğitim ve Medya: Dünya ile Yarışta Türkiye'nin Kültürel Dönüşümü

Eğitim ve Medya: Dünya ile Yarışınca

Bir ülkenin dünya sahnesinde rekabet edebilmesi için yalnızca spor, bilim veya sanat alanlarında değil, eğitim ve kültürel gelişim ile de mücadele etmesi gerekiyor. Eğitim, anaokulundan üniversiteye uzanan süreçte insan yetiştirmenin temel taşıyıcısıdır. Ancak bununla sınırlı kalmaz; yaşam boyu öğrenme, medya aracılığıyla da devam eder. Peki, Türkiye bu yarışta nerede duruyor?

Atatürk'ün Kültür Devrimi ve Hedefleri

Atatürk, Türkiye'yi modern bir ülke haline getirmek için köklü devrimler yaptı. Cumhuriyet'in temelini kültür olarak belirleyerek, "Kültür; okumak, anlamak, görebilmek ve düşünmektir" sözleriyle toplumu aydınlatmayı hedefledi. 1920'lerde okuma-yazma oranının %10 olduğu bir ülkeden, sanayi ve eğitim hamleleriyle çıkış yapıldı. Ancak bugün medya, bu mirası sürdürüyor mu?

  • Yemek yarışmaları ve tarihi diziler eğlence odaklı içerikler sunarken, eğitici programlar geri planda kalıyor.
  • Şiddet içerikli yapımlar ve dedikodu programları, toplumsal gelişimi sekteye uğratıyor.
  • Beyin göçü ve niteliksiz işgücü politikaları, Türkiye'nin dünya ile yarışını zorlaştırıyor.

Medyanın Rolü ve Gelecek Perspektifi

Günümüzde medya, yaşam boyu eğitim misyonundan uzaklaşmış durumda. Eğitim sistemi sürekli değişirken, gençler karamsarlığa itiliyor. Atatürk'ün "Bir millet ki resim yapmaz, heykel yapmaz, teknik gereklilikleri yerine getirmez, o milletin ilerleme yolu yoktur" sözleri bugün hala geçerliliğini koruyor. Türkiye'nin dünya ile yarışabilmesi için medyanın eğitici ve kültürel içerikler üretmesi şart.

Sonuç olarak, eğitim ve medya bir ülkenin geleceğini şekillendiren iki kritik unsur. Atatürk'ün başlattığı kültürel dönüşümün devam etmesi için, medyanın sorumluluk alması ve toplumu bilinçlendiren içerikler sunması gerekiyor. Aksi takdirde, dünya ile yarışta geride kalmak kaçınılmaz olacaktır.

İlgili Haberler